Fotoğraf
Gördüğümü kaydetmek; çoğunlukla gezerken çektiğim kareler.
Yanımda bir kamera taşımayı seviyorum. Planlı çekimlerden çok, yolda karşıma çıkan ışığı ve anı yakalamak ilgimi çekiyor.
İşin dışında vaktimi ayırdığım şeyler.
Gördüğümü kaydetmek; çoğunlukla gezerken çektiğim kareler.
Yanımda bir kamera taşımayı seviyorum. Planlı çekimlerden çok, yolda karşıma çıkan ışığı ve anı yakalamak ilgimi çekiyor.
Modellerle görsel üretip nereye kadar zorlanabildiklerini görmek.
Aklımdaki bir sahneyi tarif edip çıkan sonuçla uğraşmak hoşuma gidiyor. Aynı fikri farklı yönlendirmelerle denemek, modelin nerede iyi nerede çuvalladığını görmenin en hızlı yolu.
Ekrandan uzaklaşmak için kâğıt, fırça ve biraz sabır.
Geri alma tuşu olmayan bir iş olması en sevdiğim tarafı. Suyun kâğıtta ne yapacağını tam kontrol edemiyorsun; bu da yazılımdan sonra iyi geliyor.
Sevdiğim oyunları Türkçeye kazandırmak.
HighFleet için Türkçe yama hazırladım. Çeviri işin yalnızca yarısı: metinlerin arayüze sığması, karakter setinin düzgün görünmesi ve dosyaların oyuna sorunsuz girmesi de aynı derecede uğraştırıyor.
Lehim, mikrodenetleyici ve küçük devrelerle uğraşmak.
Yazdığım kodun fiziksel bir karşılığı olması ayrı bir tatmin. Küçük devreler kurup çalıştırmaya, bozulanları söküp anlamaya çalışıyorum.
Küçük prototipler; bir fikri oynanabilir hale getirmek.
Çoğu bitmeden kalıyor ama amaç zaten bitirmek değil: bir mekaniğin eğlenceli olup olmadığını en hızlı şekilde denemek.
Rafta biriken küçük arabalar; her birinin bir hikâyesi var.
Yıllar içinde birikmiş bir koleksiyon. Nadir olanı bulmaktan çok, bir arabanın neden o şekilde tasarlandığını ve detayın modele nasıl indirgendiğini incelemek hoşuma gidiyor.
Sıra bekleyen yığın her zaman okuduğumdan uzun.
Ekran dışında vakit geçirmenin en kolay yolu. Aynı anda birkaç kitap açık oluyor, hangisi o günkü ruh hâline uyarsa ona devam ediyorum.